6 Nisan 2013 Cumartesi

Lale Devri


LALE DEVRİ,
 Osmanlı Devletin'de 1718 yılında Avusturya ile imzalanan Pasarofça Antlaşması ile başlayıp,1730 yılındaki Patrona Halil İsyanı ile sona eren dönemdir. Bu dönemin padişahı III. Ahmet sadrazamı Nevşehirli Damat İbrahim Paşa’dır. "Zevk ve sefa" devri olarak bilinir. Adını, o dönemde İstanbul’da yetiştirilen ve zamanla ünü dünyaya yayılan lale  çiçeklerinden alır. Bu dönem gerileme dönemine dahil olmaktadır.
Osmanlı'nın en meşhur divan edebiyatı şairlerinden biri olan Nedim Lâle Devri'nin günlük hayatını ve İstanbul'un tasvirini aşağıdaki unutulmaz mısralarla yapmıştır:

Bu şehri İstanbul kî bî misl ü behâdir;
Bir sengine yekpare Acem mülki fedadir.
Bazari hüner madeni ilm-ü ulemadir.


İnce ve hassas bir ruha sahip olan Sultan III. Ahmet, sadrazam Damat İbrahim Paşa ile uyum içerisinde çalışmış, bu sırada yaşanan Lâle Devrinde Sanat ve toplumsal hayata özgün bir anlayış getirilmişti. Sultan III. Ahmet, Topkapı Sarayı ile Yeni Câmii'de birer kütüphane, Ayasofya’da Bab-ı Humayun'un karşısında Türk sanat şaheserlerinden sayılan Sultan Üçüncü Ahmet Çeşmesi ve İstanbul'un su ihtiyacını karşılamak amacıyla da "Deryayı Sim" adlı bir su bendi inşa ettirmiştir. Bunlardan başka Üsküdar Yeni Valide Camii, Çorlulu Ali Paşa Medresesi, Damat İbrahim Paşa Camii ve Külliyesi, İstanbul'da Yeni Postane arkasında Daarül Hadis ve Sebil, Ortaköy Camii önündeki çeşme, Üsküdar Şemsi Paşa'da Hüsrev Ağa Camii önündeki çeşme ve Çubuklu Camii yanındaki Mesire Çeşmesi gibi eserler de yine bu dönemde yapılmıştır.
Dönemin belki de en gözde eseri olan Sâdâbâd, maalesef günümüze kadar gelememiş, bize yıkıntıdan fazla bir şey kalmamıştır.


İstanbul ve İstanbullular için Lalenin yeri bir başkadır. Baharın gelişi ile güzel İstanbul'umuzun her bir köşesi ayrı ayrı renklenir.







  

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder